Fıkıh nedir?

İslam hukukudur. Dört temele dayanır. 1) Kuran, 2) Hadis, 3) Kıyas, 4) İcma. Herhangi bir konuda, Kuran'da açıklayıcı bir ayet varsa, evvela bu esas alınır. Kuran'da bulunmayan konularda Hz. Muhammed'in «sahih» (doğru) Hadisleri esas alınır. Eğer aranan esas burada da bulunamazsa, o zaman fıkıhın üçüncü esası olan «kıyas» yoluna başvurulur. Kıyas, bir meselenin benzerini Ayet ve Hadis olarak bulmak demektir. Bulunan benzer Ayet veya Hadis, genelleştirilerek yeni meseleye uygulanır. Bu da olmazsa, nihayet fıkhın dördüncü esası İcmaya baş vurulur. İcma, bir mesele üzerindeki halkın İsteği demektir. Kuran'a ve Hadis'e aykırı olmadıkça halkın isteği esas sayılır.

Şeriatin, ulema tarafından verilen fetvaların da katkılarıyla genişletilmesi ve Müslümanların hayatını düzenlemek amacıyla açıklanmasıdır. İslam hukuku (fıkıh) 4 ana kaynağa dayanır: Kur'an, Hadis, İcma, Kıyas. Bunların dışında istihsan, ıstıhlah, örf, maslahat uygulamaları vardır. Osmanlı imparatorluğu'nda uygulandıktan ve bu imparatorluk dağıldıktan sonra oluşan İslam dinine mensup ülkelerde uygulanmaktadır.

Fıkıh, Arapça kökenli bir sözcüktür. "Bir şeyin özünü ve inceliklerini kavramak" anlamındadır. İslam dininin kutsal kitabı olan Kur'an'da bir bilimden çok "ince anlayış, keskin idrak ve konuşanın amacını anlamak" anlamlarında kullanılmıştır. Bu nedenle genel açıdan fıkıh "bir şeyi özüne vakıf olarak anlamak ve deliliyle birlikte bilmek" anlamında kullanılır. Fakat fıkıh bir bilim olarak, İslam hukuku anlamında kullanılmıştır. Bu anlamda kullanımının farklı bilgin ve taraflarca yapılmış iki ana, farklı tanımı vardır. Biri fıkıh mezheplerinden Hanefilik mezhebinin tanımıdır ki "kişinin ameli bakımdan lehinde ve aleyhinde olanları maharetle bilmesi" şeklindedir.

Diğer tanımsa yine bir fıkıh mezhebi olan Şafiilik mezhebinin tanımıdır ve "eylem ve şeriat hükümlerini, yani ibadet, muamelat ve cezaları (ceza hukukunu), açıklayıcı (tafsili) delillerden çıkararak bilmek, tanımak" şeklindedir. "Fıkh" kökünden türeyen "Fakih" "bir şeyi iyi bilen, iyi anlayan kimse" demektir. Fakih kelimesinin çoğulu "fukaha"dır. Fakih kelimesinin İslam İlimlerindeki terim anlamı ise tarih içerisinde fıkıh kelimesinin değişen manası ile paralel olarak değişikliğe uğramıştır.

Fıkıh ilmi dört büyük kısma ayrılmaktadır

1. İbadet: Bunlar beşe ayrılır: Namaz, oruç, zekat, hac, cihad.
2. Münakehat: İslam aile hukukuna ait, evlenme, boşanma, nafaka ve daha nice dalları vardır.
3. Muamelat: Müslümanların cemiyet hayatındaki karşılıklı münasebetlerini düzenleyen, hukuk kaidelerinden, alış veriş, kira, şirketler, faiz, miras gibi birçok bölümleri mevcuttur.
4. Ukubat: İslam dinine göre suç olan fiillerin cezalarını bildirmektedir. Bunlar “had” denilen cezalar olup, başlıca altı kısma ayrılmaktadır: Kısas, sarhoşluk, sirkat (hırsızlık), zina, kazf (iffetli kimselere iftira), riddet, yani mürted olmak cezalarıdır. Cezalar günahtan sonra geldiği için “ukubat” denir.

Fıkhın ibadet kısmını kısaca öğrenmek her Müslümana farzdır. Münakehat ve muamelat kısımlarını öğrenmek farzı kifayedir. Yani başına gelenlerin öğrenmesi farz olur. Her Müslümanın helalden, haramdan kendisine lazım olan fıkıh bilgisini öğrenmesi lazımdır. Farzlardan sonra ibadetlerin en kıymetlisi, kendisine lazım olan fıkıh ve diğer bilgileri öğrenmektir.Tefsir, hadis ve kelam ilimlerinden sonra en şerefli ilim, fıkıh ilmidir. Fıkıh bilgisi okumak, geceleri nafile namaz kılmaktan daha sevabtır. Hadis-i şeriflerde fıkıh ile ilgili olarak buyruluyor ki: Allahü teala bir kuluna iyilik etmek isterse, onu dinde fakih (fıkıh ilmini bilen) yapar.

Bir kimse fakih olursa, Allahü teala, onu özlediği şeyleri ve rızkını, ummadığı yerlerden gönderir. Allahü tealanın en üstün dediği kimse dinde fakih olan kimsedir. Şeytana karşı bir fakih, bin abidden (ibadeti çok yapandan) daha kuvvetlidir. Her şeyin dayandığı bir direk vardır. Dinin temel direği, fıkıh bilgisidir. İbadetlerin efdali, en kıymetlisi, fıkıh öğrenmek ve öğretmektir. Fıkıh ilmini ilk kuran, ilk defa sistemleştiren İmam-ı A’zam Ebu Hanife’dir. İmam-ı A’zamEbu Hanife hazretleri, fıkıh bilgilerini toplayarak, kısımlara kollara ayırdığı ve usuller, metodlar koyduğu gibi, Resulullah’ın (sallallahü aleyhi ve sellem) ve Eshab-ı kiramın (aleyhimürrıdvan) bildirdiği itikat, iman bilgilerini de topladı.

Bunları Fıkh-ı Ekber adındaki kitabında kısa, öz olarak çok güzel açıkladı. Talebelerinden İmam-ı Muhammed’in yetiştirdiği Ebu Bekr-i Cürcani, onun da yetiştirdiği Ebu Nasr-ı İyad, onun da yetiştirdiği Ebu Mansur-i Maturidi, itikatta mezheb imamımız oldu. İmam-ı Ebu Yusuf ve İmam-ı Muhammed Şeybani, hocasından öğrendikleri bütün fıkıh bilgilerini kitaplara geçirmişlerdir.İmam-ı Ebu Yusuf’un Kitab-ül-Harac ve İmam-ı Muhammed’in Siyer-i Kebir, Siyer-i Sagir, Mebsut, Ziyadat,Cami-ül-Kebir, Cami-üs-Sagir adındaki kitapları meşhurdur.

Tarihçesi

İslamiyetin ilk devirlerinde islam dini ile ilgili bütün çalışma ve tartışmalar fıkıh disiplini altında yapılmaktaydı. Daha sonra fıkıh, Hicri 1. asırda (Miladi 7.- 8. yüzyıllar) sadece ameli yani eylemsel konulara has kılınan, İslam hukuku olarak ayrı bir ilim haline geldi. Fıkhın metodolojisi anlamına gelen Fıkıh Usulü müctehidin (yani dinde hüküm verebilecek şahsın) şer'i hükümleri tafsili (açıklayıcı) delillerinden çıkarmasına yarayan kurallar bütünüdür. Fıkıh usulü açısından elimize ulaşan ilk eser hicri 2. yüzyılda imam Şafii'nin Er-Risale fil-Usul adlı eseridir.

Fıkıh kelimesinin sözlük anlamı nedir?

1- Bir şeyi, gereği gibi iyice anlayıp bilme.

2- İslam hukukunda din ve dünya işleriyle ilgili ana kaynaklardan yararlanarak konulmuş olan kuralların tümü.